Kanser tedavisinde çığır açan yöntem
Yemek borusu, mide, ince ve kalın
bağırsaktaki erken evre kanserler ve kanser riski taşıyan lezyonlar,
özel yöntemle kabartılıp, tıraşlanarak cerrahi müdahaleye gerek
kalmadan çıkarılabiliyor.
Türkiye'de yalnızca Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Tıp
Fakültesi'nde Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sadettin
Hülagü ve ekibi tarafından uygulanan bu endoskopik yöntemin uygulandığı
bölge kısa sürede eski fonksiyonlarını kazanırken, hasta da sağlığına
kavuşuyor.
Prof. Dr. Saadettin Hülagü, Japonya'da yaygın olarak
uygulanan, ABD ve Avrupa'da yeni uygulamaya başlanan Endoskopik
Submukozal Diseksiyon yöntemi ile yemek borusu, mide, ince ve kalın
bağırsaktaki erken evre kanserler ile kanser riski taşıyan lezyonların
kesin teşhisi ve cerrahi müdahaleye gerek kalmadan tedavisinin
yapılabildiğini vurguladı.
Bu konuda 2006'da Japonya'da Jichi
Medical University de yöntemin öncüsü kabul edilen Prof. Dr. Hironori
Yamamoto'dan 3 ay Endoskopik Submukozal Diseksiyon ve ince bağırsağın
incelenmesine yönelik Double Balon Endoskopisi eğitimi aldığını
belirten Hülagü, Endoskopik Submukozal Diseksiyon yöntemini Türkiye'de
ilk ve tek uygulayan merkezin kendileri olduğunu, Double Balon
Endoskopisi'nin ise kendileri dışında birkaç üniversite ve Ankara
Yüksek İhtisas Hastanesinde de uyguladığını belirtti.
Prof. Dr.
Hülagü, Türkiye'de erken dönem kanser tespitinin çok az olduğunu ifade
ederken, yöntemin uygulanması için kanserin erken evrede tespit
edilmesinin şart olduğunu vurguladı.
Endoskopide iki yeni sistem
Gastroenteroloji
kliniğinde söz konusu bölgelerde kanserin tespiti için gelişmiş
teknolojik sistemleri ve yöntemleri kullandıklarını ifade eden Prof.
Dr. Hülagü, şunları söyledi:
"Endoskopide yeni gelişmelerden
birisi magnifiye kromoendoskopi sistem dediğimiz, endoskopla incelenen
Gastro İntestinal Sistem yüzeyi normalin
100-150 katına kadar büyüterek ve değişik boyama teknikleriyle uygulanan yöntem.
Yöntemi
uygulamak için ön hazırlıklarımız oluyor. Boyayarak, ışığın dalga
boyunu değiştirerek, görüntüyü büyüterek riskli bölgeyi belirliyoruz.
Daha sonra endosonografiyle kanser veya kanser riski taşıyan lezyon
veya tümoral dokunun alt tabakaya yayılıp yayılmadığına bakıyoruz.
Aşağıya doğru yayılımı yoksa müdahale ediyoruz.
Bir de narrow
band ya da FİCE sistem dediğimiz Fujinon Company'nin geliştirdiği
yöntem var. Bu yöntem ışığın dalga boylarını kırarak yüzeyi daha
detaylı görmemizi sağlıyor.
Bu sistemlerin her ikisini de
kullanıyoruz. Özellikle magnifiye sistemi Türkiye'de ilk biz aldık ve
uygulamaya başladık. Bu yöntemlerle hem ağızdan hem de makattan
girilerek, yemek borusu, mide, kalın ve ince bağırsaklar kontrol
edilebiliyor."
19 vakada başarılı sonuçlar alındı
Endoskopik
Submukozal Diseksiyon yöntemiyle tümörün bazen 1 saat, bazen 2-3
saatlik operasyonla alındığını dile getiren Prof. Dr. Hülagü, şöyle
devam etti:
"Özel ilaç solüsyonları hazırlıyoruz, endoskopun içinden geçen kateterler, bunların ucunda elektrokoter denilen makaslar var.
Damarlara,
kanayan yerlere kelepçe koyma şansımız var. İğneyle kuyu kazmak gibi
bir şey, kitleyi ince ince kabarttıktan sonra damarları alttan bağlayıp
elektro bıçak ile parça sıyrılarak kesiliyor.
Daha sonra
tümoral dokuyu parçalamadan bir kementle dışarı alıyoruz. Parçayı
incelenmek üzere patolojiye gönderiyoruz. Yan sınırlarda ve tümörün alt
tarafında kan damarları veya lenfatik sisteme yayılma yoksa hasta
kanserden kurtulmuş oluyor.
Üst tabakası çıkarılan bölgede
meydana gelen yara-ülser kısa zamanda iyileşerek hastanın eski
fonksiyonlarını kısa sürede kazanması büyük bir avantaj. Bu yöntemle
bugüne kadar 19 hastaya müdahale ettik ve hepsinde başarılı sonuçlar
aldık"
"Ameliyat olsaydı midesinin bir bölümü alınacaktı"
Bir
hastalarının midesinde 5 santimetreye yakın kitle bulunduğunu,
biyopsisinin alındığını ve kitlenin kanser riski taşıdığını ifade eden
Prof. Dr. Hülagü, ameliyat edilmesi halinde hastanın midesinin 3'te
1'inin alınması gerektiğini, bu nedenle safra reflüsü olacağını,
ileride safranın mideye yaptığı tahribattan dolayı kanser riskinin
yeniden oluşacağını belirterek, şunları kaydetti:
"Ankara'dan
gelen bu hastamızdan kitleyi Endoskopik Submukozal Diseksiyon yöntemi
ile aldık, yaraları da tamamen kapandı. Cerrahi müdahaleye gerek
kalmadan hastamız normal yaşantısına döndü.
Yine Bolu'dan gelen
bir hastamızda makata çok yakın bir bölgede tabanı geniş 4-5 cm
büyüklüğünde yüksek derece kanser riski taşıyan polipli bir hastada
lezyon endoskopik yöntemle çıkarıldı.
Bu yöntemle
çıkarılamaması durumda hastanın ameliyat edilmesi gerekiyordu, hasta
ameliyatın ardından kolostomi dediğimiz bağırsakların dışarı doğru
ağızlaştırması şeklinde torbayla gezmek zorunda kalacaktı.
Ama
bölge endoskopik yöntemle özel tekniklerle kabartılıp, tıraşlanarak
çıkarıldığı için doku kendisini yenileyerek yarayı kapattı ve hasta
eski fonksiyonlarını tamamen kazandı."
"Double balon endoskopi" yöntemi
Kanser
teşhis ve tedavisinde kullanılan bir başka yeniliğin ise Double Balon
Endoskopisi denilen çift balonlu endoskopi olduğunu belirten Hülagü,
yöntemin 2002 yılında Japonya'da uygulanmaya başlandığını, cihazı bulan
Prof. Dr. Hironori Yamamoto'nun 2004 yılından sonra yurtdışında
kullanılmasına izin verdiğini belirtti.
Double Balon
Endoskopunun normal endoskoptan daha uzun olduğunu, ucunda bir balon,
endoskopun üzerine takılan overtüp denilen plastik bir tüp, onun ucunda
da balon bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Hülagü, şöyle devam etti:
"İnce
bağırsaklar 5-6 metre uzunluğunda olduğu için standart endoskopiyle en
fazla 100-120 santimetresi görülebilir, ama double balon yöntemiyle
bağırsaklar sıvazlanarak 4-5 metre kadar gitme şansımız var.
Eğer
ince bağırsağın tamamını göremezsek kaldığımız bölgeyi boyayla
işaretleyip, daha sonraki bir işlemle makattan girip işaretli bölgeye
ulaşabiliriz. Bu yöntemle ağızdan makata kadar tüm sistemi
görebilirsiniz. Bunu da 2006 yılında Türkiye'de ilk kez
uygulayanlardanız.
Bu sistem sayesinde nedeni bilinmeyen
kanamalar, inflamatuvar bağırsak hastalıkları-Crohn vs- karın ağrıları,
kronik ishaller, ince bağırsağa ait kanser veya kanser riski taşıyan
hastalıkların tanı ve tedavisi, bağırsak düğümlenmelerinde, mide
ameliyatı nedeniyle endoskopik olarak ulaşılması zor olan mide
ameliyatlı hastalarda ERCP dediğimiz yöntem ve pek çok hastalığı teşhis
edebiliyoruz.
Bu sistemde de 100'ün üzerinde vakamız oldu.
Halen haftanın 2 günü bu işlemi anestezi kontrolünde çoğu da değişik
illerden gelen hastalarda rutin olarak uygulamaktayız."
Gastroenteroloji
Kliniğinde bu yöntemlerin dışında tüm standart uygulamaları
yaptıklarını, safra yollarından taş alımı, pankreas tümörlerine stent,
bant takma işlemlerini yaptıklarını belirten Prof. Dr. Hülagü, yakın
dönemde aldıkları Mini Probe Ultrasonografi cihazını erken evre
kanserlerin endoskopik yöntemlerle değerlendirmesinde kullanmaya
başladıklarını, giderek bu konuda tecrübe kazanmış olacaklarını
vurguladı.
Prof. Dr. Hülağü, üniversite yönetiminin bu konuda
kendilerini destekledikğini, yeni cihaz ve uygulama yönünden her türlü
desteğin verildiğini belirtti.
Prof. Dr. Hülagü, KOÜ Tıp
Fakültesi Gastroenteroloji Kliniğinin Fujinon Companyni tarafından
Double Balon Endoskopisi yönteminin öğretilmesi ve yeniliklerin
gastroenteroloji uzmanlarına anlatılması için Orta Doğu ve Türkiye
eğitim merkezi seçildiğini, firmanın kendilerine cihaz desteği
sağlayacağını kaydetti.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!